Avrupa Birliği’nin çeşitli fonları, demokrasinin sivil toplum kuruluşları aracılığıyla güçlenmesini desteklemek amacıyla verilmektedir. Günümüzde bir ülkenin demokrasisi, sivil toplum kuruluşlarının çeşitliliği ve etkinliği ile ölçülmektedir. Ancak 2017 yılında gerçekleştirilen rejim değişikliği ile sivil toplum kuruluşları sindirilmiş ve yıldırılmıştır. Artık protesto eylemlerine müdahaleler sertleşmiş ve seslere baskı uygulanmaktadır.
Öne çıkan kuruluşlar arasında SETA ve Diyanet İşleri Vakfı bulunmaktadır. Her ikisi de yerli, milli ve Hristiyan Avrupa’ya karşı olduklarını iddia etmektedir. Kendi kültür ve değerlerini koruma adına çalıştıklarını belirten kuruluşlar, aynı zamanda Avrupa Birliği fonlarından destek almaktadır.
Diyanet İşleri Vakfı geçen yıl 6 milyar lira bağış toplamış ve 46 bin euro hibe almıştır. Bu fonlarla Diyanet İşleri Başkanı’nın altına milyon dolarlık araç alındığına dair iddialar ortaya atılmıştır. Diyanet Vakfı’nın bütçesi, ülkenin önemli bakanlıklarının bütçelerinden daha yüksek seviyededir.
Avrupa’dan fon alan diğer bir kuruluş ise SETA’dır. Yaklaşık 11 milyon lira fon alan SETA, zamanla kurucu ve üst düzey yöneticilerini devletin önemli kademelerine getirmiştir. Bu durum, kuruluşun geçmişine ve ilişkilerine dair çeşitli tartışmaları beraberinde getirmiştir.
SETA ve Diyanet Vakfı, dış güçlere hizmet ettiği yönünde eleştirilere maruz kalmaktadır. Ancak bu kuruluşların Avrupa fonlarından ve dış kaynaklardan destek aldığı gerçeği, ironik bir durum oluşturmaktadır. Sonuç olarak, sivil toplum kuruluşlarının bağımsızlığı ve şeffaflığı, demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından önem arz etmektedir.